Perşembe, Ocak 15, 2026

Efes’te mermer küvet keşfi: Roma’nın “lüks banyosu” yüzyıllar sonra yalak olmuş

Tarih:

Yazıyı paylaş:

İzmir’in Selçuk ilçesindeki Efes Antik Kenti’nde bu hafta yürütülen kazı ve çevre düzenleme çalışmalarında, Roma dönemine tarihlendirilen mermer bir küvet ile erkek heykeli gün yüzüne çıkarıldı. Buluntuların en dikkat çekici yanı, bir zamanlar seçkin bir konutta kullanıldığı düşünülen küvetin geç dönemde “devşirme” edilerek çeşme yalağına dönüştürülmüş olması. Kazıda ortaya çıkan heykelin ise ters çevrilip yol kaplaması olarak kullanıldığı anlaşılıyor.

Efes’in UNESCO Dünya Mirası statüsüne sahip olması ve alanda son yıllarda kazı-restorasyon-ziyaretçi rotası çalışmalarının aynı anda yürütülmesi, bu tür buluntuların yalnızca vitrinlik eserler olarak değil; kentin “yaşam döngüsünü” anlatan arkeolojik kanıtlar olarak değerlendirilmesini sağlıyor. Çünkü bu keşif, Roma’nın banyo kültüründen kent içi yeniden kullanım pratiklerine kadar uzanan bir hikâyeyi tek bir küvetin üzerinde topluyor.


Buluntular nerede ortaya çıktı?

Yeni buluntular, Efes’in farklı dönemlerde yoğun kullanılan akslarından biri olan Stadyum Caddesi çevresindeki çalışmalarda tespit edildi. Bu güzergâh, antik kentin anıtsal çekirdeğiyle (tiyatro, liman yönü, büyük kamusal yapılar) ilişkili olması nedeniyle hem arkeolojik olarak kritik hem de ziyaretçi rotaları açısından stratejik bir bölge kabul ediliyor.

Yapılan değerlendirmelere göre küvetin, Efes’te Romalı varlıklı ailelerin konut alanı olarak bilinen Yamaç Evler ile bağlantılı olabileceği düşünülüyor. Yamaç Evler, Roma döneminde teraslar üzerine yerleştirilmiş konutlardan oluşan ve iyi korunmuş duvar resimleri ile zemin mozaikleriyle tanınan seçkin bir yerleşim bölümüdür.


Mermer küvetin teknik özellikleri: “ev içi banyo” ihtimali güçleniyor

Kazıda bulunan mermer küvetin ölçüleri yaklaşık 146 x 73 cm ve yüksekliği 60 cm olarak aktarılıyor. Malzeme olarak “Greco Scritto” adı verilen, damar yapısıyla ayırt edilen bir mermer türünden üretildiği belirtiliyor. Bu ölçüler, kamusal hamamlardaki büyük havuzlardan ziyade, konut kullanımına uygun “ev içi yıkanma” pratiklerine işaret ediyor.

Küvetin tarihlemesi MS 1. yüzyıl aralığına oturtuluyor. Bu dönem, Efes’in Roma İmparatorluk düzeni içinde ekonomik ve mimari açıdan zirveye çıktığı, elit konutlarda konfor unsurlarının çeşitlendiği bir zaman dilimine denk geliyor.


Aslan pençeleri, kimatyon ve “ince işçilik”: statü göstergesi olarak banyo

Küvetin öne çıkan ayrıntıları arasında ayak kısımlarındaki aslan pençesi biçimli düzenlemeler ve kenarlarda kimatyon (yumurta dizisi) bezemeleri sayılıyor. Bu tür detaylar, yalnızca işçilik kalitesine değil, aynı zamanda kullanıcı statüsüne de işaret eden “gösterişli tüketim” kodları olarak okunuyor: banyo mekânı, Roma dünyasında yalnızca hijyen değil, kimlik ve itibarın da sahnesi olabiliyordu.

Buradaki kritik nokta şu: Arkeolojide “lüks” çoğu zaman altın-gümüş gibi değerli maddelerle değil, üretimi zorlaştıran ayrıntılarla anlaşılır. Bir mermer bloğunu küvete dönüştürmek zaten zahmetliyken; pençe ayak, silme profilleri ve bezeme kuşakları işin maliyetini katlar. Bu yüzden küvet, tek başına bile “yüksek gelirli hane” olasılığını güçlendiriyor.


Lüksten devşirmeye: Küvet nasıl “çeşme yalağına” dönüştü?

Keşfin en çarpıcı yönü, küvetin geç dönemde devşirme edilerek işlevinin değiştirilmiş olması. Çalışma ekibi, küvetin formunun sonradan müdahaleyle dönüştürüldüğünü; normalde bulunmaması gereken kesikler/uyarlamalarla birlikte üstten su girişi ve alttan çıkışı için iki delik açıldığını belirtiyor. Bu, küvetin bir noktada “çeşme yalağı” gibi kullanıldığını düşündürüyor.

Arkeolojik açıdan bu tür müdahaleler “tahribat” gibi görünse de, çoğu zaman kentin geçirdiği dönüşümlerin somut kaydıdır: Malzeme kıtlığı, bakım-onarım ihtiyacı, değişen altyapı ve yerleşim alışkanlıkları… Hepsi, bir objenin ikinci hayatında iz bırakır. Efes’te bu örnek, Roma elitinin konfor nesnesinin, daha sonraki bir dönemde kamusal/yarı kamusal su kullanımına hizmet edecek şekilde yeniden tasarlandığını anlatıyor.


Greco Scritto mermeri neden önemli?

“Greco Scritto” adı genellikle beyaz zemin üzerinde koyu damarları olan, görsel etkisi güçlü bir mermer grubuna işaret eder. Bazı kaynaklar, bu mermerin antik çağda Akdeniz ticaret ağlarıyla farklı merkezlere taşındığını; özellikle levha ve döşeme gibi mimari kullanımda yaygınlaştığını aktarır. Bu tür bir taşın Efes’te bir ev küvetinde kullanılması, seçkin tüketimin yalnızca yerel değil, imparatorluk ölçeğinde malzeme dolaşımıyla da ilişkili olabileceğini düşündürür.

Burada dikkat edilmesi gereken, mermerin adı kadar “seçim mantığıdır”: Damar yapısı dekoratif bir etki verdiği için, gündelik bir kap-kacak yerine “gösterilecek” bir yüzeyde tercih edilmiş olabilir. Yani küvet, sadece işlevsel değil; aynı zamanda estetik bir nesne olarak tasarlanmış görünüyor.


Erkek heykelinin hikâyesi: yol taşına dönüşen sanat

Aynı çalışma alanında bulunan diğer önemli buluntu, farklı parçalardan yontulmuş bir erkek heykeli. Üslup özelliklerine göre MÖ 1. yüzyıl – MS 1. yüzyıl aralığına tarihlenebileceği belirtiliyor. Heykelin yaklaşık 123 x 50 cm ölçülerinde olduğu; kol, baş ve ayak gibi parçaların sonradan eklenmek üzere tasarlandığı aktarılıyor.

Heykelin bulunduğu bağlam ise en az küvet kadar çarpıcı: Eserin yüzükoyun ters çevrilerek yol kaplama taşı gibi kullanıldığı, ekip yol kotunu düzenlerken kaldırıldığında heykelin altından ortaya çıktığı ifade ediliyor. Bu, Efes’te “eskiyi taşımak” yerine “eskiyi kullanmak” yaklaşımının, günlük inşaat pratiklerine kadar indiğini gösteren güçlü bir örnek.


Efes’te devşirme kültürü ne anlatır?

Devşirme malzeme kullanımı, özellikle geç antik çağdan Orta Çağ’a uzanan süreçlerde Akdeniz kentlerinde yaygın görülen bir pratik. Anıtsal yapılardan sökülen mimari parçalar, heykeller ya da büyük taş bloklar; yeni duvarlara, yol kaplamalarına, su yapılarının teknelerine dönüştürülebilir. Bu, bazen hız ve maliyet, bazen de sembolik bir “yeniden sahiplenme” biçimi olarak yorumlanır.

Efes örneğinde küvet ve heykelin “ikinci hayatı”, kentin yalnızca ihtişam dönemlerini değil, bakım-onarım ve yeniden örgütlenme evrelerini de görünür kılıyor. Bir başka deyişle: Buluntu, Efes’in Roma’daki parlak günlerinden sonra da yaşayan, dönüşen ve “eldeki malzemeyle idare eden” bir şehir olduğuna dair arkeolojik bir kanıt seti sunuyor.


“Geleceğe Miras” yaklaşımı ve kazı temposu

Efes’te kazıların son yıllarda daha görünür ve sürekli hale gelmesinde, kazı-restorasyon ve ziyaretçi altyapısını birlikte ele alan programların etkisi var. Resmî açıklamalarda “Geleceğe Miras Sonsuz Efes” başlığıyla anılan çalışma çerçevesinin, 2023–2027 döneminde çok yıllı bir plan ve bütçe yaklaşımıyla kazı ve restorasyon süreçlerini hızlandırmayı hedeflediği ifade ediliyor.

Bu modelin arkeolojik çıktısı sadece “daha çok eser” değildir. Aynı zamanda daha geniş alan temizliği, belgeleme, konservasyon, rota tasarımı ve alan yönetimi gibi süreçlerin tek bir şemsiye altında koordine edilmesi anlamına gelir. Nitekim bu haftaki buluntuların Stadyum Caddesi gibi rota potansiyeli yüksek bir alandan gelmesi de “kazı + ziyaretçi deneyimi” ikilisinin sahada iç içe yürüdüğünü gösteriyor.


UNESCO Dünya Mirası çerçevesinde Efes’in alan yönetimi

Efes’in Dünya Miras alanı, tek bir “antik kent çekirdeği”nden ibaret değil; farklı bileşenlerden oluşan daha geniş bir bütün olarak tanımlanıyor. Bu kapsamın; Çukuriçi Höyük, Ayasuluk Tepesi (Selçuk Kalesi, St. John Bazilikası, İsa Bey Camii ve Artemision gibi odaklarla), Efes Antik Kenti ve Meryem Ana Evi gibi bileşenleri içerdiği bilgisi resmî kaynaklarda yer alıyor.

Bu çerçeve, yeni buluntuların “hızlıca sergileme” baskısıyla değil; koruma, bilimsel yayın, depolama/sergileme dengesi ve ziyaretçi etkisi gibi başlıklarla birlikte ele alınmasını gerektiriyor. Özellikle devşirme izleri taşıyan eserlerde, delik/uyarlama gibi müdahalelerin konservasyon kararlarını doğrudan etkilediği biliniyor: Amaç, eseri “ilk günkü”ne döndürmek değil; bütün hikâyeyi anlaşılır kılmak olmalı.


Peki bu keşif arkeoloji açısından neden “büyük haber”?

Çünkü bu tür buluntular, tek bir kategoriye sığmıyor:

  • Gündelik yaşam arkeolojisi: Elit bir konutta yıkanma pratikleri, konfor teknolojileri, estetik tercihleri.
  • Kentsel dönüşüm ve geç dönem kullanımları: Küvetin yalak olması, heykelin yol taşı yapılması gibi “ikinci hayat” örnekleri.
  • Malzeme ve ticaret ağları: Greco Scritto gibi dekoratif mermerlerin dolaşımı ve seçkin tüketimdeki rolü.
  • Alan yönetimi: UNESCO ölçeğinde koruma, belgeleme ve sergileme kararlarının karmaşıklığı.

Kısacası haber, “bir küvet bulundu”dan daha fazlası: Efes’in yüzyıllar boyunca değişen ihtiyaçlarla nasıl yeniden kurulduğunu anlatan, nadir yoğunlukta bir veri paketi sunuyor.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

spot_img

İlgili yazılar

İskoçya’da Bronz Çağı’na Ait “Tek Seferlik” Toplu Gömü: Beş Urnada En Az Sekiz Kişi

Güneybatı İskoçya’nın rüzgârlı tepelerinde, modern bir enerji projesi için açılan güzergâh üzerinde yürütülen arkeolojik çalışmalar, Orta Bronz Çağı’na...

Bubon bronzları iadesi: “Çıplak İmparator”, Demosthenes ve Düver levhaları Türkiye’ye dönüyor

Bu hafta uluslararası kültürel miras gündeminin en çarpıcı başlıklarından biri, Türkiye kökenli 43 arkeolojik eserin ABD’den Türkiye’ye iade...

Roma Metro C’de “müze istasyonları” dönemi: Kolezyum’un altında kuyular, hamam kalıntıları ve vitrinlere taşınan antik Roma

Bazı şehirlerde metro, yalnızca bir ulaşım hattıdır. Roma’da ise her yeni tünel, yeni bir sayfa açar; çünkü kazı...

Villa Poppaea’da yeni freskler: Tavuskuşunun “eşi” bulundu, villa 103 odaya çıktı

İtalya’nın güneyinde, Vezüv Yanardağı’nın MS 79’daki patlamasıyla küllerin altına gömülerek adeta zaman kapsülüne dönüşen yerleşimler, bugün hâlâ her...